Ana içeriğe atla

TARİH ÖNCESİNDE VE SONRASINDA YAŞAYAN TOPLUMLARIN KÜLTÜR VE PEDAGOJİSİ

8

TARİH ÖNCESİNDE VE SONRASINDA YAŞAYAN TOPLUMLARIN KÜLTÜR VE PEDAGOJİSİ
Bilim başka söylese de kitabî dinler insanlığın başlangıcını ilk insan ve peygamber olan Adam ile izah eder. Âdem”e de bizde de olduğu gibi zekâ, içgüdü ve refleks davranışlarla irade, akıl öğrenebilme yetenekleri de verilmiştir. Yani bugünkü insanın ilk örneği olmuştur.
Allah, yarattığı insana kendine inanması ve toplumda nasıl davranması ile ilgili bir takım kurallara uymasını da istemiştir. Bu istek, din denen kavramı oluşturmuştur.
Bu anlamda din, Allah tarafından bildirilen, peygamberler aracılığı ile insanlara duyurulan ve hayatı bütünüyle kuşatan ilâhî emir ve yasaklardır.
Öyleyse insanların kendi bilgi ve görüşleriyle ortaya koydukları kurallar din değildirler.

PEYGAMBERLER DÖNEMİ
Pedagojinin/eğitimin peygamberlerle nasıl bir ilgisinin olduğu düşünülebilir.
Peygamberler tarihi incelendiğinde ve kutsal kitapların bildirdiğine göre peygamberlerin insanları Allah”ın gösterdiği yolda hareket etmeleri için gönderildiği gayet açıktır. Yine peygamberler tarihi (sirer)”den anlaşıldığına göre her peygamberin bazı müspet ilimlerle ve bazı meslekleri icra etmeleri ile ilgili maharet sahibi oldukları görülmektedir. Peygamberler hem kendilerine vahyedilen dinî bilgileri tebliğ etmiş hem de sahip oldukları meslekî maharetlerini topluma yaygınlaştırmıştır. Hâliyle yetişkinler de bu bilgi ve maharetleri çocuklarına öğretmiştir.
Peygamberlerin hepsi adeta bir öğretmen gibi toplumu aydınlatmak için uğraşmışlardır. Toplumların kabulüne göre bazıları başarılı bazıları başarısız olmuştur.
Peygamberler öğüt, örnek göstererek Allah”ın emirlerini insanlara tebliğ etmişlerdir. Peygamberler başlıca iki önemli görevi ifa etmek için çaba harcamışlardır. Bunlardan birincisi Allah”a inanmaları, başkaca şeylere tapınmamaları, ikincisi ise ahlâkî kurallara uygun olarak yaşamalarını sağlamak olmuştur.
Eğer bir pedagoji tarihi yazmak istiyorsam ve bunları görmezlikten gelirsem, bu tarihin eksik kalacağı anlamına gelir. Bu nedenle peygamberlere gönderilen vahiyler hariç tutularak –ki bu vahiyler aynı yolla ve aynı istikamette gelmiştir- onların sahip olduğu meslekî ve ilmî bilgilerinin neler olduğuna kısaca temas etmekte yarar vardır. Zira her peygamber insanlık ve medeniyet tarihine kendilerine verilen görevler çerçevesinde katkıda bulunmuşlardır.
Hz.Âdem
Kitabı olan dinlerin bildirdiğinden anlaşıldığına göre Âdem; topraktan yaratılışından sonra üç önemli felâketi birden yaşamıştır; birinci Havva”ya uyup yasak meyveyi yemesi, cezalandırılmak üzere Dünya”ya gönderilmesi, oğullarından birinin diğerini öldürmesi ve evlat acısı yaşamasıdır. Bunun yanında bu kitaplara göre Allah, Âdem”e bazı bilgiler öğretmiştir.[1]
Kâbe (Beytullah)”nin de ilk ev olarak Hz. Âdem tarafından inşa edildiği ifade edilmektedir. Bu da inşaat ile ilgili becerilere Âdem”in de sahip olduğunu ifade eder. Yeryüzünde ilk şehir olarak da Hz. Âdem”in çocuklarının ve torunlarının yaşadığı Mekke oldu. Çiftçilikle meşgul olduğu için çiftçilerin piri sayılır.
Âdem peygambere 10 sayfa (suhuf) verildiği de ifade edilmektedir. Bu nedenle Allah”ın Âdem”e okumayı öğrettiği de ifade edilebilir. Eğer pedagojiye/eğitime bir başlangıcını tarihlendirmek istersek, bu tarih, insanın yaratılışı tarihi başlangıç sayılabilir.
Hz. Şit
Âdem ve Havva tek yaratıldığı için bir kavim varlığından söz edilemez. Ancak Âdem”den sonra peygamber olan oğlu, kardeş katili olan Kabil”in topluluğuna hitap etmiştir. Hâllaçların (dokumacıların) piri sayılır.
Hz. Şit”e 50 sayfa Allah tarafından bildirilmiştir. Bu sayfalarda matematik ve kimya ile ilgili bilgilerin olduğu belirtilmektedir.
Hz. İdris
Hz. İdris”e de tıp, astronomi ve fen bilimleri hakkında bilgi verildiği, bugünkü anlamda olmasa da sivri bir nesneyi kalem kullanarak yazı yazdığı ve iğne kullanarak dikiş yani giysi diktiği de yine peygamberler tarihinde ifade edilmektedir.[2]
İdris, Terzilerin piridir.
Hz. Nuh”un Sümerler zamanında yaşadığı dikkate alınırsa bu ilk üç peygamberin tarih öncesi çağlarda ve hatta hayvan derilerini   birbirine bitiştirmek için iğneye benzer bir âlet kullanıldığı sonucu çıkarılabilir. Siyer kitaplarının bildirdiğine göre bu işi ilk defa İdris peygamber yapmış olabilir. Belki hayvan sinirlerini veya ince ince kıydıkları hayvan derilerini bu iğnemsi aletle delerek buradan iplik görevi yapan sinirleri ve kıyılmış derileri bu delikten geçirerek dikiş dikildiği düşünülebilir. Bu nedenle İdris peygamber kaba taş devrinde yaşamış olabilir. Daha sonraki çağlarda kemik, boynuz gibi daha sert maddeler kullanılarak iğne yapılmıştır. Müzelere bunların örnekleri vardır.
Hz. Nuh
Nuh Peygamberin, Sümerler zamanında 3500-3000 yılları arasında yaşadığı tahmin edilmektedir. Nuh peygamber, medeniyete gemi yapmayı kazandırmıştır. Öyle görülüyor ki atalarından beri gelen marangozluk becerisini öğrenmiş ve kullanmıştır. Marangozların piri sayılır.
Hz. İbrahim
Hz. İbrahim Dülgerlerin piridir. Hz. İbrahim”e de 10 sayfa gönderilmiştir. Nemrut tarafından mancınıkla ateşe atıldığı ifade edildiğine göre o zamanlarda bir nesneyi mancınıkla uzağa atma biliniyordu. Mancınık, daha sonraki zamanlarda silâh olarak da kullanılmıştır.
Hz. İsmail
Bu peygamberle birlikte hayvan kurban etme geleneği ve inancı başlamıştır.
Hz. Yusuf
Bu peygamberin hayatı anlatılırken ilk defa altın tastan söz edilmektedir. Tarihsel anlatımlarda ilk defa tahılların depo edilmesi, rüya tabiri, iftira, kölelik, hapis gibi hususlarla karşılaşılmaktadır.
Hz. Davut
Dört kitaptan birincisi olan Zebur, bu peygambere gönderilmiştir. Demircilerin piri sayılır. “Zebur”, yazılı şey yani kitap anlamına gelir. Kur”ân”da Zebur”un Davut peygambere gönderildiği bildirilmiştir. Müslümanlar bu kitabın orijinalinin varlığına inanırlar. Zira bu kitap tahrif edilmiştir. Daha sonra Tevrat”a ilave edilmiştir.
Hz. Süleyman
Muhteşem Süleyman tapınağını yaptırmıştır.
Hz. Musa
Kutsal kitaplardan ikincisi bu peygambere gönderilmiştir. Çobanların piri sayılır. İbranice Tura kelimesinin Arapçalaşmış biçimi olan Tevrat kanun, ittifak, birlik, antlaşma, sözleşme gibi anlamları vardır. İslâm geleneğinde Hz. Musa'ya nazil olan kitabın adıdır. Yahudi geleneğinde ise Ahd-i Atik (Eski Ahit) denilen kitaplar toplamının adıdır.
Tevrat yahut Ahd-i Atik yani Eski Antlaşma olarak bilinen kitap Musa Peygambere gönderilmiştir. Kur”ân”da bu husus “Biz, içinde doğru rehberlik ve nur olduğu hâlde Tevrat”ı indirdik.” ifadesiyle belirtilmiştir. Bu kitapta ahlâkî ve dini kurallar açıklanmıştır. Tevrat”ta on emir olarak bilinen emirler şunlardır:
1. Allah'tan başka ilâh yoktur.
2. Putlara tapmayacaksın.
3. Allah'ın ismini boş yere anmayacaksın.
4. Cumartesi günü çalışmayacaksın. .
5. Babana ve anana hürmet edeceksin.
6. Adam öldürmeyeceksin.
7. Zina etmeyeceksin.
8. Çalmayacaksın.
9. Yalan yere şahitlik yapmayacaksın.
10. Komşunun hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.
Tevrat'ın bütünü Tevkin'le başlar ve Malaki ile son bulur. Tekvin, "Başlangıçta Allah gökleri ve yeri yarattı" cümlesi ile başlamakta, Malaki de, "O da babaların yüreğini oğullara ve oğulların yüreğini babalarına döndürecektir, ta ki gelip dünyayı lânetle vurmayayım." cümlesiyle sona ermektedir (Kitab-ı Mukaddes, Eski ve Yeni Ahit, İst., 1965).
Beni İsrail Eğitimi üzerinde ayrıca durulacaktır.

Hz. İsa
Kutsal kitaplardan üçüncüsü bu peygambere gönderilmiştir.
İncil,  "müjde, müjdelemek" anlamına gelir. İsa”ya gönderildiği Kur”ân”da da bildirilmiştir. İncil vahiyler hâlinde gelmiş, ancak o zaman Yahudiler yazıyı bilmedikleri için yazıya geçirilememiştir. Sonradan havariler tarafından yazılmıştır. Her papaz bir İncil yazmış, böylece çok sayıda İncil ortaya çıkmıştır. Bilhassa Aziz Paul”un mektupları da İncil”e ilâve edilmiştir. Roma”nın Hıristiyanlığı resmî din kabil etmesinden sonra 325 yılında İznik”te toplanan papazlar birine karar veremediği için Matta, Luka, Markos ve Yuhanna olmak üzere 4 İncil”i doğru ve kutsal kabul etmişlerdir. Diğer İnciller yok edilmiştir. Biri Vatikan”da diğeri Paris”te olmak üzere iki nüshasının olduğu Barnaba İncil”inden de söz edilmektedir. Barnaba İncil”inin tevhit inancına itibar ve Hz Muhammed”den söz ettiği ifade edilmektedir.
Her ne kadar Kur'an-ı Kerîm, Hz. İsa'ya gönderilen İncil'i tasdik ederse de, mevcut İncillerin Hz. İsa'ya gönderilen İncil'in tahrif edilmiş şekilleri olduğuna ayetlerde şöyle işaret edilir:
"İncil sahipleri Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsinler. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar fasık olanlardır" (el-Mâide, 5/47).
Hz. Muhammed
Kurân, “toplamak, bir araya getirmek ve okumak” anlamına gelir. Kur”ân, Allah'ın Hz. Muhammed aracılığıyla insanlara gönderdiği vahiylerin toplandığı kitabın adıdır. İlâhî kitapların sonuncusudur. Aynı durumda Hz. Muhammed de son peygamberdir. Bu kitap da öncekiler gibi İslâm dininin ve kurallarını ve ahlak ilkelerini ortaya koymuştur.
Kur”ân vahiy yoluyla sureler hâlinde 23 yılda tamamlanmıştır.

Bu dört kutsal kitap ve bazı peygamberlere gönderilen suhuf/sayfalarda Allah insanlara doğru yolu göstermiştir. Tevrat”taki on emirden İslâm anlayışında da yer alan temel ahlâkî temellere yer verilmiştir.
Hz. Muhammed, kendinden önce gelen bütün peygamberlerin ve üç kitabın tastikleyicisi ve Allah tarafından gönderilen muhteşem bir kitap olan Kur”ân”ı insanlara tebliğ eden son peygamberdir.

Peygamberler dönemine ilişkin kısa açıklama
Bu kısacık açıklamalar da gösteriyor ki örneğin Hz. Âdem ile başlayan Kâbe inşaatı asırlar içinde giderek gelişmiş, Muhteşem Süleyman Tapınağı, Babil Asma Bahçeleri, Taç Mahâl, Ayasofya, Sultan Ahmet, Selimiye ve günümüzde yüzlerce katlı dev eserlerin oluşmasına kadar uzanmıştır.
İnsanlar, Adem”in torunları, bir zaman sonra dedelerinin bildirdiği yolu terk etmiş, tapınılacak putlar yapmış ve buradan da heykeltıraşlık gibi bir güzel sanat dalı meydana gelmiştir.
İlk peygamberin tarih öncesi dönemde yaşadığı ancak düşündüğü, konuştuğu, yaşamını devam ettirmek için çeşitli iş ve meslekler icat ve keşfettiği dikkate alınırsa, bunun gerisinde bir okul eğitimi olmasa da geleneksel bir eğitim-pedagoji olması gerektiği kesindir.

İLAHÎ OLMAYAN DİN VE İNANÇLARIN KİTAPLARI
Hangi durumda ve içeriği ne olursa olsun bütün inançlar toplumun anlayış ve yaşayışını, düşüncesini etkilemiştir. Hâliyle bu etkilenme çocukların eğitimine de yansımıştır. Bu nedenle özellikle doğu ve güney Asya”da ortaya çıkan din ve inançlar hakkında kısaca bilgi sahibi olmakta yarar olacağını düşünüyorum.
İlahî olmayan dinlerin de kendilerine göre rehber aldıkları kutsal kitapları vardır. Örneğin Şintoizmin kitabı Kojiki, Zerdüştlüğün kitabı Aveste, Jainizmin kitabı Pakrit, Konfüçyüslerin kitabı Lun Yu, Şihizmin kitabı Guru”dur.
Bu inanç akımları genel olarak Hindistan ve Çin”de ortaya çıktığından, bu ülkelerin eğitim durumu incelenirken bu inançlardan söz edilecektir.
Her kitap; kim yazarsa yazsın, nasıl yazılmışsa yazılsın, ne zaman yazılmışsa yazılsın bir pedagoji kitabıdır.
Bu konu ile ilgili sonuç
İster ilâhî ister ilâhî olmayan olsun bütün din ve inançların; felsefenin, hukukun, geleneklerin, ekonominin, aydınların eğitim üzerinde tarihin her döneminde etkisi olmuştur, günümüzde de olmaya devam etmektedir.
Kutsal addedilen kitapların gösterdiği istikamette davranmak, çocukları bu anlayışa göre yetiştirmek her dönemde önemli olmuştur. Bu kitaplarda inanılan tanrının emrine uymak esas olduğu gibi bu dinlerin dinî törenlerine katılmak, bayramlarını kutlamak sosyal yönden insanları hem birbirine yakınlaştırmış hem de kişilerin davranışlarını düzeltmelerine katkı sağlamıştır.
Ayrıca her durumda ahlâk eğitimi ve diğer insanlarla ilişkilerin doğru ve toplumun değer yargılarına ve inançlarına uygun olması pedagojinin başlıca amaçları arasında yer almıştır.







[1] Bu nedenle öğretmenlik için “ Tanrı mesleği” denir.
[2] Peygamberlere ilham edilen bu bilgilerin açıkça neler olduğu, ne kadar olduğu, sayfa ile ifade edilen bu tebliğlerde neler ve nasıl yazıldığı hakkında kesin bilgiler yoktur. Burada ben de düşüncelerimi bazı durumları birleştirerek varsayımsal olarak açıklamaya çalıştım. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

5 A.PEDAGOJİNİN ANLAMI, UYGULAMALARI VE TARİHÎ GELİŞİMİ Pedagoji teriminin kaynağı TDK sözlüğünde ve bazı tanımlarda pedagoji terimi,  ilm-i terbiye ve eğtimbilim olarak tanımlanmaktadır. R. Arkın 1952)”a göre eğitimbilim (pedagoji) dar anlamda eğitim ve öğretim bilimi, geniş anlama eğitim ve öğretimle ilgili bütün olayların ve cereyanların eğitim vasıtalarının ve teşkilatının araçlı veya araçsız eğitsel ölçülerin bilimi demektir.” Yazar, bu tanımı yeterli bulmayarak, “… çünkü eğitsel (didaktiğe, metot meselelerine ait) kaide ve hükümler her şeyden önce pedagojinin pratik cephesine taalluk eder. Onun için eğitim bilimi, şu şekilde tarif etmek de mümkündür: Eğitim sistemlerini inceleyen ve çocukların bedensel zihnî ve ahlakî terbiyeleri için fizyoloji, psikoloji ve toplumbilim –sosyoloji- gibi bilimlerin görüşlerinden faydalanarak yollar araştıran ve metotlar bulmaya çalışan bilim.” Pedagoji teriminin manasını açıklayabilmek ve anlatabilmek için başlangıç tarihine kısaca ...
MEDENİYET VE PEDAGOJİ TARİHİNE GİRİŞ Medeniyet mi pedagojiyi, pedagoji mi medeniyeti yaratmıştır? münazarasının kazananı ve kaybedeni ancak bu kitap bütünüyle okunduğunda okuyucu tarafından takdir edilecektir. Pedagoji tarihi, esas itibarı ile medeniyet tarihidir. Zira medeniyete ilişkin bütün yaşama standartlarını icat eden, keşfeden ve geliştiren insanlar daha en başında doğayı, olayları, kendini ve diğer insanları doğru okuyan ve yazan insanlardır. Hatta tesadüfleri bile değerlendirebilmek ve bundan sonuç çıkarmak, elde ettiği sonuçları geliştirmek de insana mahsus bir yetenektir. Allah, kâinatı her ne yolla yarattı ise de Dünya”yı bir taş, toprak ve kaya yığını hâlinde yarattığı muhakkaktır. Bu taş ve kaya yığınını güzelleştirmek, düzgünleştirmek ve yaşanabilir hâle getirmek için de güneş, hava ve su gibi en elzem unsurları yarattıktan sonra bitkileri, hayvanları ve en sonunda da insanı yaratmış olmalıdır.  Bitkiler ve hayvanlar içinde yaşadıkları doğal şartlara az-ço...
7 A. TARİH ÖNCESİNDE YAŞAYAN İNSANLARIN MEDENİYETE KATKILARI Tarih öncesi çağ, arkeolojik kaynaklara göre M.Ö. 50-60 bin yıllarından başlayıp yazının icadı olan 4000 yılına kadar devam bir zaman dilimidir. İnsanlık tarihinin yaşadığı en ilkel ve fakat en uzun dönemidir. Bu dönemde ateş, tekerlek, kesici ve delici aletler olmak üzere birçok alet yapılmıştır. Medeniyet tarih öncesinde kurulmaya, bilhassa Sümerlerin yazıyı icadıyla gelişmeye ve genişlemeye başlamış ve bu gelişme ve genişleme günümüze kadar devam etmiş, ileriki zamanlarda da devam edecektir. Acaba, bugünün insanlarının uzaya çıkabilme seviyesine ulaştığı bilim ve teknolojilerin medeniyete katkısı mı daha önemli yoksa ayağına ilk defa ayakkabıyı giyen; ateşi ve yazıyı bulan ve bunun devamında adım adım ilerleyerek yapılan icat ve keşifler mi daha önemlidir? Öncelikle bu sorunun cevabını bulabilmek için başlangıcından itibaren günümüze kadar ulaşan kültür başlığı altında toplayabileceğimiz icat ve keşifleri bilmekte...