Ana içeriğe atla
2

PEDAGOJİ (Çocuk Eğitim Bilimi)  –TERBİYE BİLİMİ
                                                             “Ağaç yaş iken eğilir.”
Terbiye, pedagoji ve eğitim sözleri doğrudan doğruya 0-12 yaşlarındaki yani ergenlik öncesine kadar olan yaş grubunu ilgilendirir. Çünkü bu süre içinde çocuk-öğrenci; ahlâkî, vicdanî, millî ve sosyal duygular ile pek çok beceri ve alışkanlıkları önemli ölçüde öğrenmiş, kazanmış veya edinmiş olur. [1] Ayrıca dil yanında zihinsel ve bedensel gelişimi de önemli ölçüde tamamlanmış olur.
Söz konusu okul hayatı olduğundan bu yaş grubu 5. - 6. sınıfa tekabül eder. Bu sınıflardan itibaren çocuğun ilgi alanları belirmeye başlar. Bu sınıflardan sonra ilgi alanları da dikkate alınarak öğrencilerin sosyal hayata intibakını sağlamak, vatandaş olma şuurunu kazandırmak, temel bilimlerle ilgili kavramları ve terimleri öğretmek, bu yaştan önce getirdiği değerlerdeki eksikleri -varsa onları- tamamlamak, düzeltmek, varsa olmayanları da öğretmeye çalışmaktır.
Meseleye bütünüyle bakıldığında eğitimin her kademede yetişen-yetişecek olan neslin; dilini doğru ve güzel kullanma, ahlakî değerlere sahip, vicdanlı, millî ve sosyal duyguları gelişmiş, zihinsel yetenekleri kullanabilen, kanaatleri ile davranışları arasında denge kurmuş, bilimsel düşünce ve düşünme düzeyine ulaşmış, sorup sorgulayan, bedenen ve ruhen gelişmiş, yeni bilgi ve becerilerle donatılmış bir insan olmasını sağlamaktır.
Eğer amacı böyle yazarsak, onları gerek aile ortamında yetiştiren anne-babanın ve gerekse öğretmenlerin psikoloji, sosyoloji, ekonomi, tarih, coğrafya, matematik gibi bilim dallarında yetişmiş olması da gerekir.[2]
Eğitim çocukların istenen yönde yetişmesi için onların üzerinde yapılan bir işlemdir. Bu işlem iki önemli kaynaktan yapılır: Aile-çevre ve okul.
Aile ve çevre tarafından çocuk üzerinde yapılan işleme geleneksel eğitim, diğeri de okulda yapılan eğitim-öğretimdir.
Bu açıklamadan bu iki kurum arasındaki eğitim bıçakla kesilmiş gibi ikiye bölündüğü anlaşılmamalıdır. Aile ortamında asıl olan eğitim yanında öğretim, okulda ise asıl olarak yapılan öğretim yanında eğitim etkinlikleri devamlılık gösterir. Ancak ailede öğretim daha az, eğitim daha fazla; okulda ise öğretim daha fazla, eğitim daha azdır.[3]
Bu kitapta asıl amaç, arkaik çağlardan itibaren geleneksel ve  okul eğitiminin günümüze kadar olan tarihini incelemektir.
Ancak okul eğitimi ile geleneksel eğitimi ayırma bakımından aşağıda geleneksel eğitime kısaca temas edilmiştir. Çünkü geleneksel eğitim günümüzde de devam ettiği gibi, ilk insanlarda da geleneksel eğitime göre çocukların yetiştirildiği muhakkaktır.
Bir anlamda geleneksel eğitim sözlü, okul eğitimi ise yazılıdır.
Yazının icadından önce gelmiş gerek peygamberlerin tebliğleri ve gerekse en ilkel insandan bu güne kadar geleneksel eğitim, uygulamada varlığını korumaya devam etmekte ve devam edecektir.
Bu kitapta genel olarak pedagoji açısından okul eğitiminden söz edileceği için sadece geleneksel ve menfi eğitim üstünde kısaca durulmuştur.



[1] “Öğrenme, kazanma ve edinme” kavramları Zekâ ve Dil Psikolojisi adlı kitapta ayrıntılı olarak incelenmiştir. Özetle:
Öğrenme: Öğretmen veya kitap yoluyla bilgiye sahip olma, Ezberle de ilgilidir.
Kazanma: Soru sorarak, araştırarak kendi çabasıyla bilgiye sahip olma.
Edinme: Bilinçdışı etkinliklerle kendiliğinden sahip olunan düşünce ve davranışlar. Dil, edinilir.
[2] Bu konu ile ilgili olarak daha ayrıntılı bilgi için aşağıdaki eserler incelenebilir. Bu düşünürlerin görüşlerine kronolojik olarak yeri geldiğinde ayrıca temas edilecektir.
  a. Terbiye Felsefesi, Bedi Ziya Egemen, Yaprak Yay. Ank. 1957.
  b. Terbiyenin Sosyal ve Kültürel Meseleleri, Ziya Gökalp, MEB, İst. 1992.
[3] Bu konuda ayrıntılar Eğitim adlı makalede açıklanmıştır. Bu konu, pedagoji tarihi bakımından incelenmemiştir. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

5 A.PEDAGOJİNİN ANLAMI, UYGULAMALARI VE TARİHÎ GELİŞİMİ Pedagoji teriminin kaynağı TDK sözlüğünde ve bazı tanımlarda pedagoji terimi,  ilm-i terbiye ve eğtimbilim olarak tanımlanmaktadır. R. Arkın 1952)”a göre eğitimbilim (pedagoji) dar anlamda eğitim ve öğretim bilimi, geniş anlama eğitim ve öğretimle ilgili bütün olayların ve cereyanların eğitim vasıtalarının ve teşkilatının araçlı veya araçsız eğitsel ölçülerin bilimi demektir.” Yazar, bu tanımı yeterli bulmayarak, “… çünkü eğitsel (didaktiğe, metot meselelerine ait) kaide ve hükümler her şeyden önce pedagojinin pratik cephesine taalluk eder. Onun için eğitim bilimi, şu şekilde tarif etmek de mümkündür: Eğitim sistemlerini inceleyen ve çocukların bedensel zihnî ve ahlakî terbiyeleri için fizyoloji, psikoloji ve toplumbilim –sosyoloji- gibi bilimlerin görüşlerinden faydalanarak yollar araştıran ve metotlar bulmaya çalışan bilim.” Pedagoji teriminin manasını açıklayabilmek ve anlatabilmek için başlangıç tarihine kısaca ...
MEDENİYET VE PEDAGOJİ TARİHİNE GİRİŞ Medeniyet mi pedagojiyi, pedagoji mi medeniyeti yaratmıştır? münazarasının kazananı ve kaybedeni ancak bu kitap bütünüyle okunduğunda okuyucu tarafından takdir edilecektir. Pedagoji tarihi, esas itibarı ile medeniyet tarihidir. Zira medeniyete ilişkin bütün yaşama standartlarını icat eden, keşfeden ve geliştiren insanlar daha en başında doğayı, olayları, kendini ve diğer insanları doğru okuyan ve yazan insanlardır. Hatta tesadüfleri bile değerlendirebilmek ve bundan sonuç çıkarmak, elde ettiği sonuçları geliştirmek de insana mahsus bir yetenektir. Allah, kâinatı her ne yolla yarattı ise de Dünya”yı bir taş, toprak ve kaya yığını hâlinde yarattığı muhakkaktır. Bu taş ve kaya yığınını güzelleştirmek, düzgünleştirmek ve yaşanabilir hâle getirmek için de güneş, hava ve su gibi en elzem unsurları yarattıktan sonra bitkileri, hayvanları ve en sonunda da insanı yaratmış olmalıdır.  Bitkiler ve hayvanlar içinde yaşadıkları doğal şartlara az-ço...
7 A. TARİH ÖNCESİNDE YAŞAYAN İNSANLARIN MEDENİYETE KATKILARI Tarih öncesi çağ, arkeolojik kaynaklara göre M.Ö. 50-60 bin yıllarından başlayıp yazının icadı olan 4000 yılına kadar devam bir zaman dilimidir. İnsanlık tarihinin yaşadığı en ilkel ve fakat en uzun dönemidir. Bu dönemde ateş, tekerlek, kesici ve delici aletler olmak üzere birçok alet yapılmıştır. Medeniyet tarih öncesinde kurulmaya, bilhassa Sümerlerin yazıyı icadıyla gelişmeye ve genişlemeye başlamış ve bu gelişme ve genişleme günümüze kadar devam etmiş, ileriki zamanlarda da devam edecektir. Acaba, bugünün insanlarının uzaya çıkabilme seviyesine ulaştığı bilim ve teknolojilerin medeniyete katkısı mı daha önemli yoksa ayağına ilk defa ayakkabıyı giyen; ateşi ve yazıyı bulan ve bunun devamında adım adım ilerleyerek yapılan icat ve keşifler mi daha önemlidir? Öncelikle bu sorunun cevabını bulabilmek için başlangıcından itibaren günümüze kadar ulaşan kültür başlığı altında toplayabileceğimiz icat ve keşifleri bilmekte...